Türkiye Neden Önemli?

Eski AB Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Büyükelçi Egemen Bağış, son tartışmalar ışığında Avrupa Birliği-Türkiye ilişkisinin geleceğine yakından baktı. Bağış, topun Avrupa'nın sahasında olduğunu, AB'nin yapacağı tercihin beklendiğini söylüyor.

Dünya Yayın: 26 Nisan 2026 - Pazar - Güncelleme: 26.04.2026 16:16:00
Editör - İsmet Akkoç
Okuma Süresi: 7 dk.
134 okunma
Google News

Egemen Bağış'ın yazısı şöyle;

Türkiye ile Avrupa Birliği’ni birbirine yaklaştırmak için onlarca yıl çalışmış biri olarak, Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı jeopolitik kategoriye yerleştiren son açıklamalarını kaygıyla takip ettim.

Bu tür karşılaştırmalar, çok daha karmaşık bir gerçekliği aşırı basitleştirme riski taşımaktadır.

Türkiye; uzun yıllardır NATO müttefiki, AB aday ülkesi ve onlarca yıldır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkı sağlamış bir ortaktır. Avrupa’nın derin jeopolitik zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve istemeden de olsa iş birliğini zayıflatabilecek söylemlerden kaçınması büyük önem taşımaktadır.

Avrupa Birliği sıklıkla “insanlığın en büyük barış projesi” olarak tanımlanır.

Bu yalnızca bir retorik değildir. Bu ifade, bir zamanlar çatışmalarla anılan bir kıtanın iş birliği ve ortak refah temelinde yeniden şekillendirilmesini temsil eden tarihsel bir başarıya işaret eder.

Ancak bugün bu proje giderek artan bir baskı altındadır.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonuçları Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmiştir. Enerji politikası stratejik bir öncelik haline gelmiştir. Genişleme politikası jeopolitik kısıtlar altında yeniden değerlendirilmektedir. Balkanlar’da ise süregelen kırılganlık, Avrupa’nın angajman kapasitesini test etmeye devam etmektedir.

Böylesi bir dönemde meşru bir soru ortaya çıkmaktadır:

Avrupa, Türkiye ile daha derin bir ortaklık kurmadan stratejik hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştirebilir mi?

Üyelik Çerçevesinden Stratejik Gerçekliğe

Uzun yıllar boyunca Türkiye–AB ilişkileri esas olarak katılım süreci üzerinden tanımlandı—yapısal, teknik ve zaman zaman işlemsel bir çerçeve içinde.

Bu çerçeve önemini korumakla birlikte, artık günümüz gerçekliğini tam anlamıyla yansıtmamaktadır.

Türkiye bugün Avrupa için kritik öneme sahip birçok alanda merkezi bir rol oynamaktadır:

* Enerji çeşitlendirmesi
* Göç yönetimi
* Savunma ve güvenlik iş birliği
* Güneydoğu Avrupa ve ötesinde bölgesel istikrar
* Tedarik zinciri bağlantıları

Bu alanların her birinde Türkiye yalnızca bir muhatap değil, aynı zamanda kilit bir kolaylaştırıcıdır.

Coğrafya burada inkâr edilemez bir faktördür. Avrupa’nın erişmek istediği enerji kaynaklarının önemli bir kısmı Türkiye ile bağlantılı bölgelerde bulunmaktadır. Trans-Anatolian Natural Gas Pipeline ve Southern Gas Corridor gibi altyapılar, karşılıklı bağımlılığın artık somut bir gerçeklik haline geldiğini göstermektedir.

Bu mesele yalnızca transit hatlardan ibaret değildir.

Bu, Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından giderek daha merkezi hale gelen bölgeleri birbirine bağlayan bir stratejik merkez olma rolüyle ilgilidir.

Balkanlar ve Eşgüdümlü Angajman İhtiyacı

Balkanlar, Avrupa’nın taahhütlerini kalıcı istikrara dönüştürme kapasitesinin kritik bir sınav alanı olmaya devam etmektedir.

Önemli mali desteklere ve kurumsal angajmana rağmen bölge hâlâ siyasi dalgalanmalar ve yapısal zorluklarla karşı karşıyadır. Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerdeki son gelişmeler, sürdürülebilir ve eşgüdümlü çabaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda Türkiye’nin katkısı rekabetçi değil, tamamlayıcı olarak görülmelidir.

Bölgeyle uzun yıllara dayanan bağları sayesinde Türkiye; ekonomik entegrasyonu, altyapı gelişimini ve diplomatik angajmanı desteklemiştir. Bu çabaların Avrupa’nın daha geniş stratejileriyle uyumlu hale getirilmesi, genel etkinliği artıracaktır.

Asıl soru Avrupa mı yoksa Türkiye mi liderlik etmeli değildir.

Asıl mesele, istikrarın korunması ve güçlendirilmesi için her iki tarafın nasıl daha yakın çalışabileceğidir.

Algıların Ötesine Geçmek

Türkiye–AB ilişkilerinin zaman zaman algılar nedeniyle zorlaştığını da kabul etmek gerekir.

Kimlik ve aidiyet tartışmaları—örtük ya da açık—bazen stratejik değerlendirmelerin önüne geçmiştir.

Avrupa’nın hem iç hem dış düzeyde karmaşık zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, bu tür tartışmaların Birliğin uzun vadeli çıkarlarına hizmet edip etmediği yeniden değerlendirilmelidir.

Deneyim göstermektedir ki etkileşim anlayışı artırır. Etkileşimin olduğu yerde, ortak çıkar ve değerlerin daha iyi kavranması mümkün olur.

İleriye dönük bir ilişki, kalıplaşmış varsayımların ötesine geçerek daha pragmatik ve kapsayıcı bir perspektif gerektirir.

İşlemsel İş Birliğinden Stratejik Ortaklığa

Son yıllarda Türkiye ile AB arasındaki iş birliği çoğunlukla acil ihtiyaçlar tarafından şekillendirilmiştir—özellikle göç ve kriz yönetimi gibi alanlarda.

Bu çabalar önemli olmakla birlikte, ilişkinin tamamını tanımlamamalıdır.

Daha yapılandırılmış ve stratejik bir yaklaşım için hem alan hem ihtiyaç vardır:

* Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun ilerletilmesi
* Enerji güvenliği ve savunmada iş birliğinin derinleştirilmesi
* Balkanlar ve komşu bölgelerde koordinasyonun artırılması
* Güvenilir ve öngörülebilir mekanizmalarla siyasi diyaloğun yeniden canlandırılması

Bu adımlar yalnızca ikili ilişkileri güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda Avrupa’nın genel stratejik dayanıklılığına da katkı sağlayacaktır.

Ortak Stratejik Sorumluluk

Avrupa Birliği bugün daha zorlu bir küresel ortamla karşı karşıyadır—rekabet, belirsizlik ve değişen güç dengeleriyle şekillenen bir ortam.

Bu bağlamda ortaklıklar bir tercih değil, bir gerekliliktir.

Türkiye, dayanıklılık ve stratejik özerklikle hareket edebilme kapasitesini ortaya koymuştur. Zorlukların ve görüş ayrılıklarının yaşandığı dönemlerde dahi Avrupa ile angajmanını sürdürmüştür.

Türkiye, AB sürecinde ilerleme olsun ya da olmasın, etkili bir aktör olmaya devam edecektir.

Aynı zamanda giderek daha açık hale gelmektedir ki Avrupa’nın enerji, güvenlik ve bölgesel istikrar gibi stratejik zorlukları ele alma kapasitesi, Türkiye ile yakın iş birliğinden önemli ölçüde fayda sağlamaktadır.

Bu bir bağımlılık meselesi değil, karşılıklı stratejik çıkar meselesidir.

Dolayısıyla mesele Türkiye’nin Avrupa için önemli olup olmadığı değildir.

Mesele, Avrupa’nın bu ortaklığı ne ölçüde değerlendirmeyi seçeceğidir.

Eğer Avrupa Birliği barış ve istikrar sağlayan bir güç olarak rolünü korumak ve güçlendirmek istiyorsa, bu vizyona anlamlı katkı sağlayabilecek ortaklara ihtiyaç duyacaktır.

Türkiye bu ortaklardan biridir.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.