Suriye’deki gelişmeler, Rus ve ABD varlığı
Suriye petrolünün Irak-Türkiye petrol boru hattı üzerinden dünyaya ve Türkiye'deki rafinerilere açılabileceği düşünülebilir.

Cengiz Baysu
-
Bugünkü Rusya geçmişin Çarlık Rusyası zamanında1893 yılında, Osmanlı Suriyesi'nde, bir konsolosluk ofisi kurmuş, 1917 Ekim Devrimi’nin ardından ve 1922’deki Sovyetler Birliği'nin oluşturulmasından sonra Suriye'de Rus varlığı sona ermiştir.
1918'de I. Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra İngilizleri Suriye’nin büyük kısmını, Fransızlar ise, Suriye’nin kalan bölümü ile Filistin, Ürdün, Lübnan ve İskenderun’u kontrol altına almıştır.
29 Eylül 1923'te Fransa, bugünkü Modern Suriye'ye ek olarak Lübnan ve İskenderun topraklarını da içeren Suriye'nin Milletler Cemiyeti mandası olarak atanmıştır.
1944’te Rusya ve Suriye arasında diplomatik ilişki kurulmuş, aynı yıl içinde II. Dünya Savaşı başlamış, Fransız mandası 1946 yılına kadar devam etmiştir. 17 Nisan 1946'da Suriye'nin bağımsızlık ilanı öncesi olan 10 Şubat 1946'da imzalanan bir gizli anlaşmayla Sovyetler Birliği uluslararası arenada, Suriye Arap Ordusu'nun oluşumunda askeri yardım yaparak destek sağladı.
Böylece iki ülke arasında Soğuk Savaş (1947-1991) sırasında güçlü bir siyasi bağ gelişti ve Suriye, Batılı güçlerin muhalif olduğu Sovyetler Birliği'nin bir müttefiki olarak kabul edildi.
Suriye’de yaşananların
kronolojik gelişimi
1948 Arap-İsrail Savaşı,
949 Suriye'de bir dizi askerî darbe,
1953'te üç darbe girişimi ve iki kez iktidara gelen askeri diktatörlük,10 Nisan 1950'de Sovyet-Suriye ilişkilerinde saldırmazlık paktı,25 Şubat 1954 askerî darbesi ve Baas Partisi’nin ön plana çıkması,
956 Ekim ayında Süveyş Krizi, müdahil olan SSCB’nin Ortadoğu'da söz sahibi olması,
1955 ve 1958 yılları arasında, SSCB’nin Suriye’ye büyük çapta askeri ve ekonomik yardım yapması,
1966 Suriye’de yine darbe olması,
13 Kasım 1970 tarihinde Suriye’de Hafız Esad’ın iktidara gelmesi,
1971 yılında SSCB’nin Tartus’ta donanma üssü açması,
1992 yılında Rusya Federasyonu’nun kurulması ve Suriye’nin Rusya’ya olan borçlarının ¾’ünün silinmesi,
2000-2010 arasında Moskova’nın Şam’a 1,5 milyar dolar değerinde silah satmış olması,
2011 yılında Suriye İç Savaşı’nın başlaması,
2012 yılında Lazkiye’de Rus elektronik dinleme tesisi kurulması,
1 Ekim 2015 tarihinde, Rus Savunma Bakanlığı Suriye'de Rus hava filosunun Tartus'ta 50 savaş uçağı ve helikopterlerinin olduğunu belirtmesi… Bu tarihten itibaren Rusların Suriye İç Savaşı’na doğrudan müdahale etmesi…
Yeni yönetim dönemi
Rusya ve Suriye yıllarca birbirlerinin önemli ortağıdır. Moskova Akdeniz'deki hava ve deniz üslerine erişim elde ederken, Şam da muhalif güçlere karşı savaşında askeri destek aldı. Beşar Esad rejiminin çöküşünden sonra ise birçok Suriyeli Rus güçlerinin ülkeden gitmesini istiyor, ancak geçici Suriye hükümeti daha fazla iş birliğine açık olduğunu söylüyor.
Muhalif komutanların ve halkın Ruslara karşı mesafeli durması
Yeni rejimin Rus güçleriyle daha fazla iş birliği yapmak istemesi,
Akdeniz kışında 49 yıllığına Ruslara kiraya verilmiş olan Tartus deniz üssü ve Hmeymim hava üssünün akıbetinin bilinmemesi,
Patlamamış mühimmat ve mayınların temizlenmesinin uzun bir süre alacağını, tarım ve ekonomi üzerinde yaratacağı olumsuz etkinin kısa zamanda yok edilemeyeceği,
Suriye ordusunun elindeki tüm harp silah ve vasıtalarının İsrail Hava Kuvvetleri tarafından tahrip edilmiş olması,
İç Savaş sırasında tahrip edilmiş veya zarar görmüş olan hidrokarbon enerji kaynaklarının ve doğal gaz sahalarının henüz randımanlı olarak devreye sokulamamış olması,
Pentagon'un Esad yönetimi düştükten sonra yaptığı bir açıklamaya göre Suriye’deki üslerde iki bin Amerikan askerinin varlığının ne olacağının bilinmemesi,
Düşünceler
Ülkede petrol üretiminin mevcut seviyelerin yukarısına çıkmasına karşın bunun Suriye'nin ekonomik sorunlarını tamamen çözmek için yeterli olamayacağı, petrolün büyük bir ihracat geliri kaynağı olamayacağı, ancak geliştirilip anlamlı bir üretim seviyesi yakalanabilirse ithalat ihtiyacını azaltacağı,
İdari ve askeri olarak otonom bölgenin merkeze entegrasyonu mümkün olsa dahi kaynak paylaşımının zor çözülebilecek bir konu olduğu,
PKK’nın ve onun kolu SDG'nin silah bırakması ve bölgede güvenliğin tesis edilmesiyle petrol sahalarına uluslararası yatırım çekilebileceği,
Suriye petrolünün Irak-Türkiye petrol boru hattı üzerinden dünyaya ve Türkiye'deki rafinerilere açılabileceği düşünülebilir.